Son Haberler
Anasayfa / Diyet / Türk Usulü Yurdum İnsanı Diyeti

Türk Usulü Yurdum İnsanı Diyeti

Ülkemizde diyet konusunda pek çok haber, program ve yöntem uygulanır. Temel olarak pek çok diyet programına insanlarımız en fazla 1 ay süreyle uyarlar ve sonrasında da tekrar diyetler bozulur, pastalar börekler, çörekler yenmeye devam eder. Düzenli spor yapanların oranı ülkemizde %10’u geçmez, beslenme sistemimizde “fazla kaçırdım” lafını sık sık hep birlikte tekrarlarız. Gençlerde ise daha yoğun ve etkili bir şekilde hamburger, pizza, lahmacun kültürü ve patates cipsi ve kızartması kültürü yaygınlaşmaktadır. Gençler günümüzde 10-12 yaşlarından itibaren hızla obezleşmekte orta yaşlılarımız ise 30’lu yaşlardan itibaren göbek bağlamaya, kilo sorunlarıyla uğraşmaya ve diyet programlarına dahil olmaya başlarlar. İşte diyetle ilgili önemli bir haber ve diyette bize özgü bilinmesi ve yapılması gerekenler. Bu diyet programı ithal değil daha bilimsel ve çok önemli gözüküyor.

Ülkemizde diyette en önemli unsur insanlarımızın fazla ve gereksiz yiyerek zayıflamayı arzu etmeleri ama öyle bir diyet dünyanın hiç bir yerinde bulunmuyor.

Son 15 yıldır her gün bir yenisini duyduğumuz yo-yo diyetler, azar azar sık sık yiyin tavsiyeleri, her sağlık programında başka bir beslenme önerisi karşımıza çıkıyor. Yine de tüm dünyayı etkisi altına alan obeziteyi ve yayılma hızını durdurmak şöyle dursun aksine git gide daha vahim bir boyuta ulaştığını görüyoruz. İstanbul Bilim Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Canan Efendigil Karatay yurtdışından kopyalanıp Türk hastalara önerilen diyetlerin kalıcı olarak kilo vermede etkili olmadığını ve sık sık yemenin uzun vadede insülin direnci oluşturduğunu söylüyor.

Siz 4 saat aralıklara yemek yemeyi tavsiye ediyorsunuz ve Leptin hormonunun öneminden bahsediyorsunuz. Nedir Leptin hormonu ve ne işe yarar?

Leptin hormonu iştahı kapatan, yağları yakan hormondur. İnsülin hormonu da acıktıran ve yağları depo eden hormondur. Leptin, vücutta bulunan tüm hormonların işlemesini idare eden hormondur. Orkestra şefidir. Tiroide, pankreasa, strese, seks hormonlarına her şeye emreder.

Peki, bu sistem nasıl işliyor vücutta?

Ağzımıza bir yiyecek koyar koymaz kan şekerimiz yükselir. Kan şekeriyle beraber insülin hormonu da yükselir. 2 saat sonra insülin düşmeye başlar ve vücuttaki şeker enerjiye dönüşür, 2 saatten sonra da glukagon depo edilmiş şekeri enerjiye dönüştürür. İşte bunlardan sonra leptin hormonu devreye girer ve o zaman yağlar yakılmaya başlanır ve depo edilmiş olan yağlar enerji sağlamak için kullanılır. 4 saat aralıkla yemek yendiğinde metabolik olarak yağların yanma süresi başlar ve devam eder. Onun için biz sık sık yedikçe insülin salgılanır, insülin salgılandıkça da uzun vadede insülin direnci oluşur ve bu şekilde kilo vermeye imkân ve ihtimal yoktur.

Açlığa dayanamayanlar, örneğin hipoglisemisi olanlar ne yapmalı?

Biz buna reaktif hipoglisemi diyoruz. Hipogliseminiz eğer varsa insülin direnciniz var demektir. Kuvvetli bir kahvaltı yaparak, 2 yumurta yerseniz, beyaz peynir avuç içiniz kadar yerseniz, her kahvaltıda zeytin 2-3 tane değil 9-10 tane zeytin yerseniz elleriniz ayakların titremez. Öyle kibrit kutusu kadar beyaz peynirin kimseye faydası yok. Çok kuvvetli kahvaltı yapınca zaten acıkmazsın. Hafta sonu mesela mükemmel bir kahvaltı yaparız akşam 6 olur yine acıkmayız.

Ne zaman o ellerde ayaklarda titreme oluyor? Mutlaka simit, poğaça, tost yerseniz, sağlıklı diye meyve suyu içerseniz reaktif hipoglisemi oluşuyor.

HER GÜN 2 YUMURTA YENECEK

Siz çok fazla meyve tüketimini de önermiyorsunuz…

Çünkü meyve ve meyve suyu insülin direncini artırıyor, ekmek yüksek glisemik indeksli gıda olduğu için sık sık da yense az da yense insülin direncini arttırır. Düşük glisemik indeksli karbonhidrat alınabilir. Karbonhidrat önermiyorum diye bir şey yok. Sağlıklı yağ, sağlıklı karbonhidrat, sağlıklı protein yenecek. En sağlıklı protein yurdumuzda yumurta ve kırmızı ettir. Yumurta proteini insan proteine en yakın olan proteindir. Yumurta ben haftada bir yiyorum falan değil. Her gün 2 tane yumurta yenecek. Kitapta bunları sebepleriyle anlatıyorum.

KOLESTROL EN GÜÇLÜ ANTİOKSİDANDIR

Peki, kolestrol bir hastalık mıdır ?

Kolestrol diye bir hastalık olamaz. Kolesterol vücudumuzun en ana, en önemli biyokimyasal maddesidir. Kolestrol olmasa ne siz hayatta olabilirsiniz, ne ben, ne kedi, ne de köpek. Kolestrol vücutta her hücrenin, karaciğer, böbrek, beyin, göz, seks hormonları, seks organları hepsinin hücre yapısında vardır. Beynin yüzde 90′ı kolestroldür. Sinir sisteminin yüzde 90′ı lipid ve kolestroldür. Siz yesenizde yemesenizde, ilaç alsanızda almasanızda insan vücudunda her gün 2500 mg kolestrol üretilmektedir. Kolestrol en kuvvetli en doğal antioksidandır. Bu nedenle ben hastalarıma kolesterol ilacı vermem, alanların da kolesterol ilacını bıraktırırım. İnanın daha sağlıklı yaşamaya başlıyorlar, kalp hastaları da dahil.

OBEZİTE TSUNAMİSİNİN SEBEBİ KARBONHİDRATLARDIR

Fındık, fıstık öneriyorsunuz, senelerce yağlı oldukları için yasaklanmadı mı?

Doğal olan her şey sağlıklıdır. Hem yumurtanın hem fındık fıstığın içinde doğal omega 3 vardır. Köy tereyağı sağlıklıdır, zeytinyağı sağlıklıdır. Ülkemiz zeytinyağı cennetidir.

Bütün dünyadaki halk “yağlar kalp hastalığı yapar, aman sakın tüketmeyin” diye korkutuldu. Yağ yemeyen kişiler karbonhidratlara saldırdı ve obezite tsunamisi ortaya çıktı. Bütün dünyada yaygın bir şekilde, pandemik dediğimiz hastalık obezitedir. Bütün hastalıkların temelinde de bu yatmaktadır. Tam tersine bu sağlıklı yağları yemediğimiz için hastalanıyoruz.

Sağlıklı yağlar hangileridir?

· Zeytinyağı, Trabzon yağı, tereyağı en sağlıklı yağlardır.

· Fındık, fıstık, cevizdeki yağlarda da doğal olarak Omega 3 bulunur.

· Sağlıklı yağlar hücreyi kuvvetlendirerek virüslerin, mikropların ve toksik maddelerin hücre içine girmesini engeller.

OMEGA 3 OMEGA 6 DENGESİ ÇOK ÖNEMLİ

Omega 3 omega 6 dengesi nasıl olmalı? Omega 6 nelerde var neleri yememeliyiz?

Hücre zarlarının temel yapısında Omega 3 ve Omega 6 vardır. Bunların dengesi çok önemlidir. Batı tipi beslenmede Omega 6 miktarı yüksektir. Omega 6 dengesi hücre zarında Omega 3′ün aleyhine bozulmuştur. Normalde mağara devri zamanında Omega 3′ün Omega 6′ya oranı 1′e 1′dir.

Son yıllarda omega 6 vücudumuza bilerek ve bilmeyerek giriyor. Omega 6′lar arttıkça denge bozuluyor. Batıda gösterildiki hücrede Omega 1 ise Omega 6, 50′ye kadar çıkıyor. Bu dengenin omega-6 lehine bozulması dejeneratif dediğimiz hastalıkların nedeni olarak kabül ediliyor. Bu konuyu açık bir biçimde Karatay Diyeti kitabımda anlatıyorum.

Omega 6 nelerde bulunuyor?

Bütün işlenmiş gıdalarda, trans yağlara dönüştüğü için bulunur. Bilelim bilmeyelim bu işlenmiş gıdalarda damak tadını arttırsın diye maalesef mısır pekmezi katılır çok ucuz da olduğu için. Mısır yağında ve ayçiçeği yağında çok fazla Omega 6 vardır. Omega 6 çoklu doymamış yağ asididir. Çok çabuk bozulduğu için vücutta zararlı hale gelen trans yağlara hemen dönüşür. Omega 3 kolay kolay dönüşmez, tereyağ hiç dönüşmez. Omega -6 yüksek ısıda, havayla temas ettiğinde, gün ışığına maruz kaldığı zaman hemen bozulurlar ve kanserojen, damar sertliği yapan, alzheimer yapan trans yağlar meydana gelir. Transyağlar da gider hücre zarının içine oturur. İşte o tehlikelidir, hücre zarında transyağlar biriktikce, hücre zarlarında fonksiyon bozuklukları, zayıflıklar, işlevsizlik ortaya çıkar ve hastalanmalar hücre seviyesinde başlamış olur.

Mısırdan da şeker üretilmeye başlandı…

Fruktoz, mısır pekmezi dediğimiz o zaten. Çok ucuz olduğu için bütün gıdaların içine konuluyor. Bütün meyvelerde ve bütün meyve sularında vardır. İşte bunlar vücutta maalesef tehlikeli çünkü insülini arttırıyor. Türk toplumu olarak biz hareketsiz bir toplumuz. Her gün 5 kilometre koşun istediğinizi yiyin. Onun için 30 yaşından sonra kadınlarda selülit, erkeklerde göbekde yağlanma problemi başlar bu da insülin direnci başladığı anlamına geliyor.

Your ads will be inserted here by

Easy Plugin for AdSense.

Please go to the plugin admin page to
Paste your ad code OR
Suppress this ad slot.

Geçen hafta Avrupa Birliği’nde yayınlandı; her gıdanın ısıtıldığı anda trans yağa dönüştüğü söyleniyor. Harvard Tıp Fakültesi Beslenme Bölüm Başkanı Dr. Walter Willet diyor ki; ‘yağlardan korkmayın, ekmekten, pastadan, börekten, şekerden korkun. Kilo aldıran, insülin direncini, tansiyonu, kalp hastalığını yapan şekerdir. Bu şekerin de başında fruktoz gelmektedir’.

Hakkında adem korkmaz

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>